Edebi DenemelerYazılarım

Tutunamayanlar

Her yeni doğan gün bir umuda yolculukmuş, hep öyle dedi şairler… Oysa ki bu gün anladım, her
doğan yeni bir gün başka bir umudun tükenmesi, başka bir tutunamama hikayesiymiş. Tutundum
sandım, düşüyor oluşumu hala sindiremiyorum…
Pamuk ipliğine bağlı bir hayatın neferleriyiz biz tutunamayanlar, ufak bir rüzgar bile yerle bir etmeye
yeter bütün hayatımızı, umutlarımızı, hayallerimizi. Başkalaşmış, mutasyona uğramış hayat biz
tutunamayanların yaşadığı… Bir son düşünmek haddimiz değildir. Çünkü bizler en büyük kayıplarımızı
anı yaşarken veririz.

Hayallerimizle sevişiriz biz… Tükenmiş her hayal, yinelenmiş ölümümüzdür, hiç ölmemiş gibi her
defasında son nefesimizi veririz. Susarız dipsiz bir kuyunun karanlığında, gömeriz umudumuzu o
karanlık dipsizsizliğe. Belki de tutunamayışımız dipsiz bir uçurumdan atlama halidir…
Anıları bozuk bir plak misali ileri geri sararız çaresizce, hep geçmişte kalırız, açamayız yeni bir defter,
göremeyiz gözümüzün dibindekini… Neyi yapmaya çalışsak, kime değer vermeye kalkışsak hep kırılan
biziz, tutunamayanlar… çünkü biz tutunamayanlar, sevdiğimize, değer verdiğimize, gülümüze,
ömrümüzü adarken, o hep başkalarına döner kaygısızca…
Tutunamamak çoğu zaman bir tercih olsa da aynı zamanda bir çaresizliktir, bir esarettir, bir
yalnızlıktır, bir ÖLÜMDÜR!!! Bülbül güle aşık olur, gül dikeni ile öldürür bülbülü… Son mu? Can kaybı…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu