Yazılarım

SENSİZLİĞİN SİLÜETİ

Tuzlu bir gözyaşı deryasında boğuluyorum bu gece, geçmişin satır aralarında dolaşıyorum, arıyorum
seni köşe bucak, baktığım, aradığım her yerde o gözlerindeki o son bakışın siluetini görüyorum,
kalakalıyorum olduğum yerde, çaresizce…
Yitirilmiş, yarım kalmış ne varsa odamın tavanında bana nispet dolaşıyorlar alay edercesine.
Yanıyorum, bir odun misali kor ateşte her saniye, usul usul… Yangın yeri dört bir tarafım ve ben
sadece susuyorum… Çaresizce… Sustukça derinleşiyor yaralarım, yaralarımın dermanı sen; yoksun.
Ve ben sadece ardından bakakalıyorum…

Sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim, mavi bir aleve dönüştürdüm bir anda, tutuşturmak istedim
umursamadan bırakıp gittiğin bu şehri, yenik düşmüş bir savaşçı gibi öfkeli, ölüme giden bir intihar
bombacısı gibi korkusuz olmak istedim… Yapamadım… Kıyamadım, cesaret edemedim bendeki o son
bakışını, o son gülüşünü görememeyi. Kuşlar bile artık uçmuyor artık üstümden, bulutlar bile yok, her
yer ayaz, her yer karanlık, her yer sen kokan sokaklarla çevrili, her yer sen bu şehirde…

Yağmıyor artık yağmur bu şehirde, gittin gideli. Bilirsin yağmuru çok severim. Ama artık sen gibi
damlalar, sen gibi okşamıyor bedenimi hiç bir mevsim. Şimdi bir seri katilim; umutlarımın katiliyim.
Her gün bir umudumu öldürüyorum gözlerinin önünde acımasızca. Gazetelerin sarı sayfalarında satışa
çıkardım mutluluğu ve geleceğimize dair ne varsa her şeyi…

Ruhumu dalgaların hırçınlığına bıraktım bu gece. Bedenimle, bu şehrin kalabalık, bir o kadar da yalnız
sokaklarına gömüyorum, canice kıydığım umutlarımı adım adım her yer mezar… Her ölüde
eksiliyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu